|
yaşamınızı
nezaketle davranmanız gereken bir ziyafet gibi düşünün
"karardı benim dünyam feryadımı duysana",
"Tanrım beni baştan yarat"... Üstün Dökmen hocamız
bu şarkılar için: "bir
kez yarattı beğenmedin, yeniden yaratsa onu beğeneceğin
ne malum?" derdi.
Kamyonun damperi gül resimleri ile bezenmiş, şöförümüz
arkadan gelenlerin kirli bir damper izlemesine razı
olmamış. Bir de not eklemiş çiçek resimlerinin arasına
"hatalıysam 0 532....... yi ara, sana hatasız kul olmaz
şarkısını göndereyim "
tam
yatmasın aklın hiç bir şeye,
neler çıkar karşına kimbilir yarın,
bu
karanlıktan başka bir karanlık,
bu
sabahtan başka bir sabah.
Beşer, şaşar. Hatasız kul olmaz , hatasız ben olmaz.
biz
bu yüzden hiç kimseden gidemeyiz, gitmeyiz !
Acı tatlı
her şey hazinemizdir. Bizi biz yapan ilmeklerdir,
örgülerdir, motiflerdir.
insanlar aynı iplikten dokunmuş farklı
desenlerde kilimler
gibidirler

Mutluluk ve özgürlük içsel
sakinlik ve dışsal etkinlikle ulaşılabilir
yaşantılardır. Kontrol
edebildiklerimiz ve edemediklerimizi farkında olmalıyız
önce; bedenimizin görünüşü, ailemizin sağlık ve
zenginliği, toplumdaki düzeyimiz, diğer insanlar
tarafından nasıl görüldüğümüz....Bu
dışsal koşulları biz seçemeyiz ancak onlara nasıl tepki
vereceğimizi biz seçebiliriz gerçekte bize acı çektiren
şeylerin kendilerinden çok onlarla ilgili
duygularımızdır.Mamafih çoğunlukla bu gücümüzün farkında
değiliiz....Kontrol edebildiklerimiz ; zanlarımız,
şiddetli arzularımız, isteklerimiz, bizi tiksindiren
şeyler, vaktimiz, iyilik etmektir.
Arzu ve isteklerimiz kurnaz yöneticilerdir.
Kendilerinden hoşlanmamızı isterler. Arzu ve nefret bire
alışkanlıktan başka nedir ki?
ya da kızımın
gönlüyle "mutluluğu seviyorum"
Bir
zamanlar iş doyumu ile ilgili bir araştırma yapıyordum.
İş doyumunu sağlayan etkenler arasında para kendine
ancak üçüncü sırada yer bulabilmişti. utlu olmak için
zenginlik ve güç peşinde koşmaktan vazcayın, çünkü
hiç bir zaman en güçlü ya da en zengin olamazsınız,
el elden üstündür, sizden daha daha zenginler ve
güçlüler gördükçe mutluluğunuzu en uygun anda
saklanacaktır sizden. Mutlu olmak için
zengin olmayı bekleyenlere duyurulur.
70 yılında
Öğrencilerinden iki soruya yanıt vermelerini
isterdi Epictetos;
mutlu
ve dopdolu bir hayatı nasıl yaşayabilirim ve
iyi bir kişi nasıl olabilirim? mutlu yaşam erdemli
yaşamdır demiş. İyi yaşamın
ise; arzuların efendisi, görevlerini yerine getiren,
kendisini ve insan topluluğu içindeki ilişkilerini
açık-seçik düşünen insanları bekleyen bir hazine
olduğunu fısıldamış öğrencilerine. Zenginliği mi tercih
edersiniz serveti mi? Hangisi daha tükenmez gözüktü
size.?
Zenginlik bağırır servet fısıldarmış, Epictetos servetin
sırrını fısıldadı bize taa 70 yılından...............
Ölü
ozanlar derneği filminden bana kalan , (benim ilk kez duyduğum ama
tasavvuf ehlinin 9. yüzyıldan beri bildiği ibn-ül vakt
zamanın oğlu ya da filmdeki söylenişi ile ) carpe diem ,
anı yakala, zamanı yaşa, anı yaşa oldu ...anı yaşamak neden
önemli, ,,,,zamanın efendisi olan kendine lûtfedilen ömrün
de efendisi olmaz mı? Geçmiş ve gelecek kaygıları anın
yok edicileridir. Oysa tüm olanaklar şimdidedir.
Yaşamımızı güzelleştirmek için fırsatlar yakalamak
istiyorsak tüm dikkatimiz ve
farkındalığımız şimdi de
olmalı. Dün ve yarına takılı bir göz düne ve yarına
uçması mümkün olmadığından bugün ölüdür.
Dönüştürücü olan an'dır. Eğer farkındaysanız. an'ı
(aklımın olanağı) yakalamak akıl (gerçekliği yorumlamak,
gerçeklik içinde hareket etmek), aşk (gerçekliğin
ötesinde bir hakikat olduğunu kavramak, o hakikate doğru
atılımın coşkusunu bulmak için) birliğini kurarak olur.
mutsuzluklar o an için bizi üzen olaylardır. Oysa bugün
bizi sevindiren yarın kalbimize saplanacak bir hançer
olabilir. Dertte deva, deva da dert gizli olabilir.
İlacın deva niteliği dozundadır, dozu kaçırırsanız sizi
öldürebilir. Benim için iyi sizin için sıkıcı olabilir.
Bugün üzüldüğüme yarın gülebilirim. Geçmiş ve gelecek
bir olanak olarak şimdidedir. Şimdi, geçiş ve geleceği
kurabilir.Mutluluk ve mutsuzluk insanların yaşadığı bir
duygudur. Çam ağacının, dağların, penguenlerin, yakut un
mutluluğundan bahsetmeyiz. Yaradanın katında da mutluluk
ya da mutsuzluk yoktur. O iyinin ve kötünün ötesindedir.
Oysa insan aklı karşıtlıklarla işler. Bu karşıtların
insanda yarattığı gerilimdir insanlık oyunu.Tüm
zıtlıklar birbirine dönüşebilir.İyi ve kötü geçicidir ve
dönüştürücüdür.

Evrende
kötü yoktur. Kötü ya da kötülük kelimenin gerçek
anlamında yoktur. Çünkü o bir olumsuzlama veya
yoksunluktur. Nasıl ki körlük pozitif yani gerçekten
tözsel anlamda var olan bir şey değilse , sadece görme
yoksunluğu ise; yine nasıl ki karanlık gerçek anlamda
varlığa sahip olmayan bir şey olup ancak ışık
yokluğundan ibaret ise aynı şekilde kötülükte ancak
iyilik yokluğudur. Günah hiçbir zaman yapılan bir şeyde
değildir, ihmal edilen şeydedir. Kötülük var olmama
anlamına gelen bir hastalıktır. (J. Maritein) ve şeytan
Yaradanın boş durmasıdır (pere sertillanges) ,”boşalır
boşalmaz yeni bir işe koyulup yorul ve yalnız Rabbine
yönelip doğrul” İnşirah Suresi.
Evren Yaradanın elinden çıkma mükemmel bir varlıktır.
Dolayısıyla onda gerçek anlamda eksiklik ve kusurdan söz
edilemez. Sağlık hastalıktan, haz acıdan, mutluluk
mutsuzluktan daha yaygındır. Başımıza gelen bir üzüntü
verici olaya karşılık , yüz tane mutluluk verici olayla
karşılaşırız.
Evrende
kötünün varlığını ısrarla düşünüyorsanız bunun göreli
bir şey olduğunu da bilmelisiniz. Kötülük görelidir,
parlaklığın ortaya çıkardığı bir şeye göre anlam ifade
etmektedir. Nasıl ki bir ressamın tablosundaki renklerin
veya ışığın ortaya çıkması için karanlık ve gölge
gerekliyse, evrendeki iyinin ortaya çıkması için , hem
de değerinin ve üstünlüğünün anlaşılması için kötü
gereklidir. Her kavramın tanımlanmak için zıddına
ihtiyaç vardır, canlı kavramının bir anlam ifade etmesi
için cansız kavramına ihtiyacımız vardır. Evreni meydana
getiren varlıklar teker teker (bireysel) ele alındığında
kötüden söz etmek mümkündür, ancak onun bütünü, evrenin
kendisi söz konusu olduğunda be geçerli değildir. Kötü
problemi ile ilgili olarak parçalara değil bütüne ,
bütünün uyumuna ve mükemmelliğine bakmamız gerekir.
Yaradan evrene içkin akılsal (logos) bir varlıktır,
evrende meydana gelen her şey akılsal, Yaradansal,
iyidir. Bireysel olarak insanlar için kötü olabilir,
evrenin kendisi için kötülük olamaz. Örneğin , bir
çömlekçi yaptığı seramikleri kurumaları için güneşe
bıraksa ve yağmur onları ıslatıp tekrara kile dönüştürse
çömlekçi için yağmur kötüdür oysa yağmurun bitkiler,
hayvanlar ve insanlar için faydası göz önüne alındığında
yağmur iyidir.

Evrende kötülük var diyorsak bunun sorumlusu biziz.
Yaradan hayatlarımızı ahlaki bakımdan anlam ve değere
sahip olması için eylemlerimizden sorumlu olabileceğimiz
özgür bir biçimde bizi yaratmıştır. Öte yandan
özgürlüğümüzü doğru bir tarzda kullanmamız içinde iyiyi
kötüden ayırt etmemizi ve iyiyi gerçekleştirmemizi
mümkün kılan akıl ve temyiz yetisi ile bizi donatmıştır.
O halde kötüden sorumlu olan biziz (İbn i Sina, Leibniz,
Stoacılar-ilçağ filozofları). Kur’an da Şuara ve Enam
surelerinde ve daha pek çok surede “insanlar ne
yaparlarsa kendi benliklerine yaparlar “ buyurulmuştur.



Peyda olurum,
saklanırım işte buyum,
müslüman,
hristiyan, musevi olurum
kalbim
yerleşsin diye her bir yüreğe
ben kendime her
gün yeni bir yüz bulurum.
mevlana

"En mantıklı evlilik aşk evliliğidir "
özlem özten

çocuklar
"sizlerin yanındadırlar
ama sizlerin malı değildirler,
onlara sevginizi verebilirsiniz
ama düşüncelerinizi asla,
çocuklarınızın vücutlarını çatabilirsiniz ama ruhlarını
asla" diyor halil cibran

paranızı
bir kaç kişiyle,
tebessümünüzü
bir kaç bin kişiye,
ama
sevginizi milyarlarca kişiye dağıtabilirsiniz

hayat
eksiklikleri telafi edeceğimiz bir gelişme çırpınışı
değildir ...ve hayat için öğrenilmesi gereken ilk dil
tatlı dildir ...... (acar baltaş barış manço)
mutluluk bir süreç, dış etkenlere doğrudan bağlı
olmayan, iç dünyamızın derinliklerinde zaman zaman
buluşabildiğimiz bir yaşantı.
hayat,
haklılılığı ve mutluluğu aynı
anda sunmuyor çoğu zaman (acar baltaş)
mutluluk bir seçim,
ben de Öznur Özdoğan gibi mutluluğu
seçiyorum...
ve
kızım Pınar ın söylediği gibi, mutluluğu seviyorum...

olmaktan
korktuğun yerdesin, kendindesin...
|